Gencim dinle ilgili sorular soruyor, korkmam gerekir mi?

Ergenlik6 dkTahassungâh Heyeti

Akşam lambasının altında bir masada yan yana oturan iki yüzsüz figür. Önlerinde açık bir kitap ve masaya yayılmış küçük bir yıldız haritası var. Pencereden gece gökyüzü görünüyor.

Akşam yemeği. On altı yaşındaki çocuğunuz çatalını bırakıp soruyor: “Allah'ı neden göremiyoruz? Bu emirler neden var?” Masada bir sessizlik olur ve içinizden bir telaş geçer. Kitap bu telaşı bilir. Ama şunu da söyler: bu soru dinden uzaklaşmanın işareti sayılmaz. Gencin aklı büyüyor ve kendi sorularını sormaya başlıyor. Yedi-on iki yaşındaki çocuk anlatılanı olduğu gibi kabul ederdi. Ergen artık nedenini de bilmek istiyor. Hayatın ne için var olduğunu da merak ediyor. Bu merak, büyümenin bir parçası.

Ezberden kendi inancına

Çocukken inancı çoğunlukla evden görerek alırız. Kitap buna taklidî iman diyor, yani başkasından görüp ezberlenen iman. Genç büyüyünce bu kabuk içeriden zorlanır. Kitaba göre amaç, aklın ve kalbin kendi özgür iradesiyle onayladığı tahkikî imana, yani araştırıp doğrulayarak varılan imana ulaşmak. Bu geçiş sancılı olabilir. Kitap bunu bir olgunlaşma sancısı olarak görür. Gencin inancı artık yalnız evden duyduğuna dayanmasın, kendi sorgulamasından da geçsin istenir. Kitap burada Said Nursi'nin bir sözüne başvurur.

Evet, taklidî iman, çabuk şüphelere mağlub olur
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa / Gençlik Rehberi

O akşam ne söylenir? Kitabın önerisi sade. Soruyu ayıplamayın. “Sus, öyle soru sorulmaz” demek kitaba göre gencin sorusunu bastırır. Kitap bunu kabuğunu kırmaya çalışan bir civcivi durdurmaya benziyor. Üstelik cevapsız kalan soru, genci cevabı başka yerlerde aramaya götürebilir. Önce dinleyin. Sonra kitabın önerdiği cümleyi kurun: “Senin hakikati arayışın, sorgulaman ve aklını kullanman çok kıymetli. Gel bu soruların cevaplarını beraber inceleyelim.” Kitap bu tutuma “iman mentörü” diyor. Her cevabı hemen bilmeniz gerekmiyor. Birlikte bakmak yeterli.

Fen dersi dine karşı mı?

Okuldan gelen sorular yalnız dinî olmayabilir. Gençler “her şey kendiliğinden oluyor” gibi cümlelerle karşılaşıyor ve fen dersiyle din arasında bir çatışma sezebiliyor. Kitap çözümü bilimi yasaklamakta aramıyor. Ona farklı bir yerden bakmayı öneriyor. Buna mana-yı harfî deniyor, yani şeylere Yaratıcı'nın eseri olarak bakmak. Fizik, kimya, biyoloji böyle okununca kâinat kitabının içindekiler sayfası gibi olur. Kitaba göre “Bunları okuma, aklın karışır” demek gence dinin akılla çeliştiği hissini verir. Önerilen cümle şu: “Gel yavrum, okulda öğrendiğin bu fizik kanunlarının arkasındaki Sanatkârı beraber görelim.”

Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık
Kamer Suresi, 49 (kitapta geçtiği hâliyle)

Bugün küçük bir adım atabilirsiniz. Gencinize son zamanlarda aklına takılan bir soru olup olmadığını sorun. Cevap vermeye çalışmayın, yalnız dinleyin. Soru zor gelirse “Bunu birlikte araştıralım” deyin. Başka bir akşam okulda öğrendiği bir konuyu size anlattırın. Kitap burada gencin aklına saygı göstermeyi öneriyor. Evde yargılanmadan sorabilen genç, sorularını yalnız başına taşımak zorunda kalmaz. Cevabı birlikte aramak ise ona kendi sonucuna kendi aklıyla varmayı öğretir.

Kaynaklar

İlgili içerikler

Tüm yazılar

Kendi ailen için sor

Kayıt ol; 3 soru hediye, cevaplar kaynaklı.

Ücretsiz başla