“Sen” diye başlayan cümle ergenle konuşmayı neden zorlaştırır?

İletişim6 dkTahassungâh Heyeti

Mutfak masasının iki yanında oturan iki yüzsüz figür. Masanın ortasında sıcak bir ışık ve iki tarafı birleştiren küçük bir köprü var. Arkada yarı açık bir kapı görünüyor.

Saat on bire geliyor. On beş yaşındaki çocuğunuz iki saat geç geldi, telefonu da kapalıydı. Kapıda onu beklerken ağzınızdan şu cümle çıkıyor: “Hep aynısın, sen zaten hiç söz dinlemiyorsun.” Bu cümle çoğumuzun ağzından kaçar. Sonrası da bellidir. Genç savunmaya geçer, ses yükselir, bir kapı çarpılır. Kitap bu sahnenin nedenini gencin inadında aramıyor. Kelimelerin ergen beynindeki etkisine bakıyor. Bu yaşta beyin sözlere sandığımızdan daha duyarlı. Aynı olay, farklı bir cümleyle başka bir yöne gidebilir.

Alarm çalınca dinleme kapanıyor

Kitaba göre suçlayıcı bir cümle gencin beyninde alarm çaldırır. Beynin alarm merkezine amigdala deniyor. Alarm çalınca genç ya savunur ya kaçar. O sırada doğruyla yanlışı tartan, karşısındakini anlayan bölge geri çekilir. Yani “sen” ile başlayan cümleden sonra konuşma çoğu zaman tartışmaya döner. Siz haklı olabilirsiniz. Ama haklı olmak, o anda genci ikna etmeye yetmiyor. Gencin kötü niyeti yok. Beyni o anda savaşmaya ya da kaçmaya ayarlı. Kitabın çözümü cümleyi değiştirmek. Adı da “biz dili”.

  • Kitabın sen dili örnekleri: “Sen neden böyle yapıyorsun?”, “Hep aynısın!”, “Sen zaten hiç söz dinlemiyorsun!”
  • Kitabın biz dili örneği: “Bu aralar ibadetlerimizde ailece bir gevşeklik mi yaşıyoruz, nasıl bir çözüm bulalım?”
  • Aynı ilkeyle geç kalma sahnesi için bir örnek: “Bu akşam hepimiz gergin geçirdik. Bir daha olmasın diye nasıl bir düzen kurabiliriz?”

Kitaptaki şu cümle çoğu ebeveyne iyi gelir: “Melek gibi ergen olmaz.” Gencinizin itirazı, ters cevabı, sınır denemesi gelişimin parçasıdır. Kitaba göre bunlar size yönelik kasıtlı bir saldırı sayılmaz. Gencin duygu merkezi taşkın, freni henüz toy. Böyle bir anda öfkeye öfkeyle karşılık vermek iki tarafın alarmını birlikte çaldırır. Kitap buna “amigdala çarpışması” diyor. Çocuğunuz kapıyı çarptığında onu size düşmanlık eden biri olarak değil, boğulmamak için çırpınan biri olarak görmeyi deneyin. Kitabın bu bakışa verdiği ad “nörobiyolojik merhamet”tir.

...Oğul ne kadar serkeş de olsa, baba şefkat-i fıtriyesini ona karşı esirgemez ve esirgememeli.
Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur, Emirdağ Lahikası (serkeş: söz dinlemeyen)

Kitaba göre aile, gencin dışarıdaki fırtınalarda tutunacağı bir köktür. Kitap buna “Kök Aile” diyor ve haneyi “küçük bir Medrese-i Nuriye” olarak tarif ediyor. Yani çocuğun iyi huyu ve bilgiyi sevgiyle öğrendiği ev. Bunu kurmanın somut yolu dinlemektir. Gencin sözünü kesmeden, kızmadan, yargılamadan dinlemek. Kitap bunu ona verebileceğiniz en büyük manevi sadaka sayar, yani karşılık beklemeden verilen bir değer. Çocuğunuza hissettirmek istediğiniz şey tek cümlede şu: “Biz bu evin parçalarıyız ve sen dışarıda hata yapsan da bu kapı sana açık.”

Bugün için küçük bir adım

Ev içinde en çok tekrar eden “sen” cümlenizi bulun. Onu “biz” cümlesine çevirin: kimin neyi yanlış yaptığını söylemek yerine, ailece neyi çözmek istediğinizi söyleyin. Gergin bir an gelirse önce kendi sesinizi alçaltın. Sonra gencin konuşmasına izin verin. Araya girmeyin, nasihate geçmeyin. Eve geç gelen çocukla ertesi gün sakin bir saatte şunu sorabilirsiniz: “Sence bunu bir dahakine nasıl daha sağlıklı yönetebiliriz? Senin fikrin ne?” Bu soru kitabın önerdiği çözüm sorusudur. Gence hata yaparken de çözümün parçası olduğunu hissettirir.

Kaynaklar

İlgili içerikler

Tüm yazılar

Kendi ailen için sor

Kayıt ol; 3 soru hediye, cevaplar kaynaklı.

Ücretsiz başla